Alibaba Jack Ma'nın Evi

Alibaba Jack Ma'nın Evi

2018, Dec 20    

Alibaba dünyası ile ilk bundan 4 yıl önce tanışmıştım. Arduino almam gerekiyordu ve karşıma tesadüfen aliexpress çıkmıştı. Fiyatları acayip ucuzdu. Niye bu kadar ucuz diye katiyen sorgulamadım. Sahibini de Türk sanıyordum bu arada. Ali yani sorgulamaya ne gerek vardı. Cehaletin nirvanası diyebilirsiniz bu kısma. Mevzuyu ancak üç hafta sonra kargom elime ulaşınca anlayabilmiştim. Sonra öğrendim ki bu adam çinli ve bir ticaret deviymiş. Ardından youtube’dan videolarını izlemiştim. Hani şu başvurduğu hiçbir yere kabul edilmeyen, iki iş batıran hayatını anlattığı videolarından. Biraz önce de kişisel geçmişinin anlatıldığı “Alibaba Jack Ma’nın Evi” kitabını bitirdim. Ve yeni edindiğim alışkanlığı destekleyerek beğendiğim bu kitap hakkında da bir şeyler yazmak istedim.

Bu sefer kötü kısımlarından başlıyorum. Öncelikle yazarı akıcılık konusunda eleştirmek istiyorum. Bu konuda ciddi sıkıntıları var gbiydi. Sanki bir şeyler karman çormandı. Ya da ben Walter Isaacson’un biyografi kitaplarındaki tadı bekledim bilmiyorum. Artık iyi ısımlara geçebiliriz. Şuan dünya devi olan firmaların başlarda ellerinde yanlızca inançları olması ve gelecek hakkında bu kadar isabetli kararlar vermesi muazzam bir olay gerçekten. Ki Jack de takdir ettiğim bir sürü olay var. Örneğin çin gibi baskıcı bir ülkede yaşıyor, interneti çok sonra amerikada görüyor ve çin yazınca sorgularda bir şey çıkmamasına bozuluyor. Ardından interneti geleceğin teknolojisi olarak görüp iki internet işine girip gazi olarak çıkıyor. Bakın bu olaylar bundan yaklaşır yirmi küsür yıl önce oluyor. Ve çin internete çok sonradan kavuştuğu için internet yaygın bile değil. Bu kısımda girişimcileri ve cesur insanları inanılmaz takdir ediyor ve hayranlık duyuyorum. Tek sahip oldukları şey inançları ve alt edilemez mücadele ruhları. Daha doğru düzgün kendini kanıtlamamışken ebay ve yahoo’ya kafa tutmak takdir edilmeyecek gibi değil.

Evet çin sonradan internete kavuştu ama günümüzde bu alandaki el ileri ülkelerden birisi. Bunun da sebebi baskıcı hükümetin müttefikleri Sovyetler Birliğinin yıkılış sebebini teknolojiden geri kaldıklarına yorumlamaları. Jack’in şansız görünüp aslında çok şanslı olduğu noktalardan biri burası. Diğeri ise uzak doğu kültürü. Ebay’in ve yahoo’nun çin pazarına girememeleri kendi kültürlerini çinlilere empoze etmeye çalışmaları ve başarısız olmaları Jack’in başarısını tetikleyen ana faktörlerden. Kitapta anlatıldığı kadarı ile Jack’in kişiliği arkadaş canlısı ve insanlarla iletişimi harika olan biri. Böyle iş insanlarını da ayrıyeten takdir ediyorum. Malumunuz bize öğretilen otoriteni göstermelisin, saygı duyulmak istiyorsan dişlerini çıkart. Efendi insanların değil de çakalların piyasa yaptığı bir kültür var gerçek dünyada. Ancak önemli olanın zorla gösterilen saygı ve otorite değil de, insanları motive etmek ve değerli bir şey ortaya çıkarttıklarını hissetirdikten sonra onların koşarak işini yapacağını ve patronlarına sonsuz saygı duyacaklarına gönülden inanıyorum. Otoritenin dikey değil de yatay olması gerektiğini savunuyorum. 

Kendime bazen sordum acaba Jack’in yerinde olsam e-ticaret işine girer miyim diye? Tabiki hayatta girmezdim. Bu da yapmayacağım yüzlerce şey arasında. Ama ticaretin ne kadar önemli olduğu aşikar. Özellikle devletler için. Bu yüzdendir ki günümüzde Avustralya Huawei’ye 5G için izin vermiyor sonrasında yetkililerini tutukluyor, çin misilleme olarak da enterasan işlere kalkışıyor. Bunun ardından şöyle bir esşitlik kurabiliriz belki. Ticaret eşittir para, para eşittir güç demek. Burada tarafları sürekli büyüten bir sonsuz döngüye girmek dahi mümkün. Her ne dersek diyelim devleti ayakta tutan temel taşlardan biri ticaret.

Yazının sonuna gelirken kitapta çok beğendiğim birkaç paragrafı şu uygulamayı kullanarak paylaşmak istiyorum.

“Rakiplerini hoş görmezsen, onların karşısında yenilgiye uğraman kesindir… Rakiplerine düşman muamelesi yaparsan, daha oyunun başında kaybedersin. Rakiplerini hedef tahtasına koyar, her gün ok atma idmanı yaparsan, bir tek o düşmanla mücadele verebilirsin, diğerleriyle değil… Rekabet en büyük mutluluktur. Başkalarıyla rekabete girip de bu durumun sana her geçen gün daha fazla acı verdiğini görüyorsan, rekabet stratejinde yanlış giden bir şeyler var demetir”

“Çin eBay’in yatırımcılarının, şirketin ülkesinde yaşadığı sorunlardan dikkatini başka yere çekmenin iyi bir yolu olmuştu. Daha da kötüsü, şirket Çin’deki konumunu saglamlaştırmadan önce, hem eBay’in hem de yeni sahip olduğu şirketi PayPal’ın benimsediği “Çin’i fethediyoruz” tavrı, işlerin aslında istenildiği gibi gitmediğine dair işaretlerle karşılaşıldığında bile şirket yetkililerince ortaklaşa sürdürülmüştü. Çin o kadar önemli olarak değerlendiriliyordu ki, Whitman ve diğer kıdemli yöneticilere olumlu bir haber vermeye can atan çalışanlar, Power Point’te her şeyin tozpembe görünmesini, konferans konuşmalarında kulağa sorunsuz gelmesini sağlıyorlardı. Ancak gerçek, atılan yanlış adımların yanısıra, Alibaba’nın rekabetçi hamleleri nedeniyle de yansıtılanlardan çok farklıydı.”