Gitmeyinsenize

Gitmeyinsenize

2018, May 09    

Bir önceki yazımda okuldaki erasmus öğrencileri ile ingilizce serüvenimi anlatmıştım. Bu yazıda ise macera kaldığı yerden eksik verse de devam ediyor.

İki aylığına staj yapmak için tee Romanyadan kalkıp gelen öğrenciler ile vedalaştık.

Gitmeyinsenize

Cidden garip bir duyguydu. Özellikle son zamanlarda sürekli onlarla bir şeyler yapıyordum. İnanılmaz bir alışkanlık olmuş sanırım. Ve onlarla tanıştığımdan itibaren öğrendiklerim inanılmaz. Mısır unu ile yapılan geleneksel Romanya mezesinden(bu tarifi bir gün deneyeceğim) tutun da Romanya da oynanan kart oyunlarına kadar bir sürü şey öğrendim.

Gitmeyinsenize

Aslında bu macera sadece Romanya kültürü ile de kalmadı tabiki. Özellikle Bangladeş, Hindistan ve filipinler kültürlerine dair birçok şey keşfetme fırsatı buldum. Ben her insanın koskocaman bir dünya olduğunu düşünüyorum ve her bir insandan öğrenilecek tonlarca şey var bence. Özellikle sizin kutunuzun dışındaki insanlardan. Sizden inanç, kültür, düşünce tarzı olarak farklı olan insanlar sanki kişinin dünyaya baktığı pencereyi genişletiyor. Mercek ile bakmak yerine artık teleskop kullanıyorsunuz. Bu cidden dehşet keyifli bir olay.

Ama bunca farka rağmen aslında ne kadar aynı olduğunuzu da keşfedebiliyorsunuz. Nasıl oluyor da bu kadar farklı olabiliyorken bu kadar aynı olabiliyoruz doğrusu bilmiyorum. Bunları düşününce dünyada olan ırkçılık kavramını algılayamıyorum ya da yüzyıllardır süregelen siyah-beyaz kavgasını. Sahi kim ayrıştırdı bizi bu kadar kenetliyken?

Aynıyız demişken, acılarımız da aynı biliyor musunuz. Mesela gece geç saatlerde bir kadın olarak bangladeş de dışarı çıkmak büyük problemmiş. Ya da hindistanda yine bir kadın olarak polislerden yardım istediğinizde tecavüze uğrama olasılığınız bir hayli yüksekmiş. Romanyada mı? Evet orada da aynı hatta bazen daha feci şeyler söz konusuymuş. Ayrımdan ve ötekileştirmekten bahsetmeme gerek yok sanırım. Anlayacağınız kadınlık dünyada büyük problem değil mi? Nereye gidersek gidelim güvende hissetmeyeceğiz kendimizi. Kızlarla konuşurken tecavüz suçundan yargılananların en kötü şekilde öldürülmesinin tek çözüm olduğunu söylediler. Ve kendilerinin ya da çevrelerindekinin yaşadıkları olayları anlattılar. Bunun insanları korkutacağını ve diğerlerinin cesaret edemeyeceğine inanıyorlar. Ben böyle düşünmüyorum. Eğitim ile bir şeylerin değişeceğine her zaman inanmışımdır. Herkes kendi oğluna sağlam bir eğitim verirse bu değişmez mi cidden? Ben inanıyorum. İnanmak istiyorum ya da.

Geçen yazımda da bahsettiğim gibi tanıştığım insanlara Atatürk’ü ve özellikle de Osmanlı İmparatorluğunu soruyorum. Cidden merak ediyorum. Onlar bizi nasıl tanıyor acaba. Çünkü tahmin edebilirsiniz ki her ülke kendi tarihlerini gökyüzünde dalgalandırır. Kendilerininkini üstün görüp sanki dünyadaki en önemli devlet oymuş gibi kitaplarda okutur çocuklarına. Bunun böyle olması çok doğru mu tartışılır. Ama herbirimiz biliyoruz ki tarih demek savaş demek. Daha doğrusu; insan demek, savaş demek. Ve diğerlerine göre en iyi bildiğim Türk tarihine bakacak olursak hep hayatımızın bir yerinde savaş var. Bazen hayatta kalmak için, bazen çok farklı nedenlerle. Ve kutsallaştırdığımız bazı savaş sebeplerini bir başkasından farklı bir açıdan dinleyince farklı hissediyorsunuz. Ben öncesinde içimde büyük bir kızgınlık hissettim mesela. Sonra bu yaptığımın ne kadar salakça olduğunu anladım. Dinlemek, anlamak değil de anlatmaya çalıştım. Ama dinleyince bir şeyler farklıydı. Hiçbir zaman tek bir doğru ya da yanlış olmadığına inanıyorum. Ben hep kendi tarafımdan dinledim hikayeleri. Peki ya karşı cephe?

İtiraf etmeliyim ki bazı ülkelere önyargılıyım. Hatta bayağı bayağı gıcığım. Hatta bazen bu önyargılarımı insanlarla da bağdaştırmaktan korkuyorum. Mesela Rusya. Kaç kez donanmamızı yaktı. Peki ya Almanya’nın verdiği patlamayan bombalar. Yunanistan konusuna hiç girmeyeceğim bile. Ve farkediyorum bendeki bu önyargılar toplum olarak bizde var. Bu yüzden hemen kılıç kuşanabiliyoruz. Ama mevzu yine öyle değil tabiki. Çoğunlukla hükümetlerin özellikle de medyanın halt yemesi. Bizi bir bıraksalar kocaman sarılır mıyız birbirimize. Mesela geçen gün Yunanistanda Türklere ne kadar iyi davrandıklarını okudum. Bunun böyle olmasını gönülden diliyorum. Konumuza gelecek olursak Romanyalılara da kocaman ön yargılarımdan savuruyordum. Ama bazen benden bile daha Türk olabileceklerini keşfettim.

Gitmeyinsenize

Bunlar Alex ve Carmen. Alex’in telefonu her çaldığında mehter marşını tekrar tekrar duyup gaza gelebilirsiniz. Çakmaklarından tutun da taktıkları kolyelere kadar hepsi Türk bayrağı. Hatta o kadar ki Alex kendine Büyük İskender diyor. Şimdi gel de bunları sevme. Gel de önyargılı ol.

Onlardan çok bahsettim değil mi? Hadi biraz da bizden bahsedeyim. Hep turistlerin Türkler ne kadar yardımsever ve iyiler dediklerini okur, izlerdim. Sonra bunlara gözlerimle tanıklık ettim. Muhtemelen birbirlerini bir daha görmeyecek insanların her şeyi paylaşabileceklerini gözlemledim. Ve bunu biz özellikle de yabancılara kucak dolusu yapıyoruz. Bunları görünce bir şeylere olan inancım tazeleniyor.

Gitmeyinsenize

Ama kötü bir yönümüz de var ki küfür öğretmeden duramıyoruz. Benden çok Türkçe küfür biliyorlar. Hatta bazen öğrenmek istiyorlar.(Benim gibi) Bana da sorduklarından patates turşusu‘nu öğretmiştim. Bence çok ağır bir küfür. Kavgada söylenmez ağbii.

Gitmeyinsenize (Evet doğru bildiniz birlikte mangal bile gömdük)

Peki her şey çokomel kıvamında mıydı her zaman? Tabiki hayır. İnsanın olduğu yerde bunu beklemek imkansız zaten. Bazen kültürel farklılıklara çok tanık oldum. Özellikle Asya tarafındaki insanlar daha içine kapanık ve daha pasifti. Biraz Avrupaya yaklaşınca özgüven patlaması ile karşılaşıyorsunuz. Bunu da yine o ülkelerin tarihlerine bakıp çıkartabiliyorsunuz. Ve yine farklılıklara öfke ile bakan, kendini karşısındakinden üstün tutan(sırf kıyafetine ya da konuşmasına bakarak üstelik) olaylara da tanık oldu. Belki de farkında olmadan ben de yaptım. Çok salakça dediğim şeyler de oldu mesela. Ama her şeye rağmen çok keyifliydi. Herbirini tanıdığım için yine günün şanslısı benim tabiki. Umarım bir gün herhangi bir ülkede tekrar karşılaşır, karşılıklı çay içeriz. Tamam tamam çaylar benden.

Thanks guys.

Gitmeyinsenize

Onlar giderken ben de dünyamı genişletme macerama kaldığım yerden devam ediyorum. Hintlilere biraz daha sarma vakti geldi sanırım. Burada hint ikiz kardeş var efsane iyiler. Azıcık da onlara bulaşayım. Şimdi onlar düşünsün :D

Hoşçakal.

Selamlar, sevgiler.