Geleceği Keşfedenler

2018, Dec 01    

Son zamanlarda okuduğum en iyi kitabın orjinal adı The Innovators olmasına rağmen Geleceği Keşfedenler çevirisini ben daha çok sevdim. Tam da içeriğine uygun düşen bir isim olmuş. Ve itiraf etmeliyim ki bitirmem çok uzun zamanımı aldı aylarca elimde süründü hatta. Ama nedense bitirmek istemedim. Hergün yanlızca 15–20 sayfa okumdum. Ve çok üzülerek belirtmeliyim ki bugün itibariyle bitti. Peki neden bu kadar yavaş okudun derseniz bir sürü cevap verebilirim bu soruya binaen. Öncelikle eskiden çok okuduğum entrikalı ve aksiyonu bol roman kitaplarına benziyordu. Sizi varolduğunuz andan çok uzaklara götüren türden. Ama onlardan en büyük farkı bu masallar gerçekti ve gerçekten de yaşanmıştı. Bunu kanıtlamanızın en kolay yolu ise yakınınızdaki bir bilgisayara şöyle bir göz atmaktı.

Kitap, benim de çok sevdiğim Ada Lovelace ve onun hayalindeki makine ile başlayan, onlarca hayatın bu makineye nasıl katkıda bulunduğunu anlatan son olarak ise yine daima ada kısmı ile on yıllar, hatta yüzyıllar önceden geleceği keşfetmiş yaratıcı beyinleri anlatan inanılmaz bir kitap. Herkesin okuması gerekiyor ifadesini eklememe gerek yoktur heralde bu kadar övdükten sonra.

Kitabı okurken inanılmaz garip hissettiğimi de eklemeliyim. Hani bazen derler ya içim cız etti ya da içim gitti diye. Bazı yerleri okurken aynen böyle oldum. Hatta gözlerimin dolduğu yerler bile oldu. Hadi tamam tamam kabul, bazı yerlerde sulu gözlülüğüm tuttu ve birazcık gözümden yaş gelmiş de olabilir. Ama ne olursa olsun bilgisayarın, şiirsel bilimin gelişimine baştan sona tanıklık etmek muazzam güzeldi. Kitabın her kısmında, çoğu anlatılan hikayede nasıl olur da elinde hiçbir şey yokken geleceği bu kadar görebilirdin ve onun arkasından gidebildin dedim içimden. Bu büyük bir meseleydi çünkü. Ancak öğrendiğim yegane şeylerden bir tanesi ise gelişim yanlızca ona hazır olan topraklarda filizleneceği idi. Sonra yine bir düşünce silsilesi başladı. Teknolojinin göbeğinde yer alan o topraklar ile bu toprakları birbirinde ayıran yegane şey neydi? Bilgisayarın ilk ortaya çıkması savaş zamanlarında hesaplama için gereken ihtiyaçtan kaynaklanmıştı. Bizde onlarca savaşa girişmiştik geçmişte. Neden bu coğrafyada tetiklenmedi? Evet güç dünya üzerinde sürekli el değiştiriyordu ancak bu kadar geriye itilmemizin sebebi neydi? Onlara Bell Labs’ı kurduran, garajda başlayıp dünya devi olmaya giden yolda ilerleten, herkesin katkısı ile oluşturulmuş bir ansiklopedi yaratma fikrini veren hangi anlayış olabilirdi ve bu bizde yoktu dedim kendi kendime. Sonra hatırladım ki uzun bir süredir Türkiyede wikipedia kapalıydı. Biz yasaklarla büyümüş toplumun çocuklarıydık. İçimizden bazıları girişimcilik ruhu ile doğmuş ve büyüdüklerinde çoğunu el birliği ile bu ruhlarını öldürmüştük. Abartma Ebru bizde de harika şeyler var demeyin lütfen. Tabiki var ama neden daha fazlası olmasın. Neden ülkesi yerli teknoloji üreten mühendisler faili meçhul cinayetlerde öldürülsün ya da neden kar amacı güdenler tarafından, yerli işletim sistemi projesi bitirilsin. Bu ve buna benzer daha binlercesi var. Sonrasında izlediğim bir filmden aklıma takılan o cümle yankılandı kafamda. “Bu ülkede hiçbir başarı cezasız kalmaz.” Böylece kendime sorduğum o sorunun cevabını da bulmuş oldum.

Bu söylediklerimden de yanlış anlaşılmalar çıkartmayın lütfen. Teknoloji’nin de sanat gibi evrensel olduğuna ve yanlızca bir bölgeye mahsus kalmadığını, insanlağın ortak malı olduğunu düşünenlerdenim. Ancak neden bu ortak malı yanlızca tükenmek yerine biz de üretmeyelim?

Kitaptan çıkarttığım çok önemli diğer ders ise; yapılan ve bulunan onlarca şeyin tek bir kişinin bağımsız fikri, başarısı olmadığı idi. İnsalar ve ekipler bir araya gelip tek bir amaç için çalıştığında ortaya çıktı bunca güzel şey. Buna direnen ya da imkanı olmayanlar ise tarihe gömüldü sessiz sedasız. Boşuna söylenilmemiş “Hiçbirimiz hepimiz kadar güçlü değiliz.” cümlesi.

Velhasılıkelam kitabı okumanızı ve hergün kullandığımız teknolojilerin nasıl, hangi emekler harcanarak oluşturulduğuna tanıklık etmenizi çok isterim.

Şimdilik sevgi ile kalın. Ben kaçtım. :running: